
Hattuşa, Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olarak önemli bir tarihi ve arkeolojik değere sahiptir. Ankara'nın 150 kilometre doğusunda, Çorum ilinin Boğazkale ilçesinde yer almaktadır. Bugün ziyaretçilerini bekleyen sur kalıntıları, kapılar, tapınaklar ve saraylar, M.Ö. 13. yüzyıldaki Hitit başkentinin kapsamlı bir resmini sunmaktadır.
Keşif ve Kazılar
Hattuşa, 28 Temmuz 1834'te Charles Texier tarafından keşfedildi. Ancak, Hattuşa'daki ilk sistematik kazılar, 1893-1894 yıllarında Ernest Chantre'nin rehberliğinde gerçekleştirildi. Bu kazılar sırasında, Hattuşa'nın ilk çivi yazılı tabletleri yayınlandı. 1907'den beri arkeolojik çalışmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülmektedir.
Şehrin Yapısı
Hattuşa, iki ayrı bölgeden oluşuyordu:
- Aşağı Şehir: Ana tapınağın bulunduğu Hititlerin Eski Şehri bölgesi.
- Yukarı Şehir: Masif duvarlarla çevrili müstahkem bir saray kompleksi ve şehrin daha yeni bir kısmı.
Kral Kapısı
Hattuşa'daki Kral Kapısı, şehir surlarının önemli bir parçasıydı ve yüksek kabartmalı, 2,25 metre yüksekliğinde Savaş Tanrısı heykeliyle süslenmiştir. Bu heykelin orijinali, bugün Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Kapı, savunma ve tören girişleri açısından büyük öneme sahiptir.
Luvi Hiyeroglifleri
Hattuşa'da, "Luvi" yazısının izlerini taşıyan çok sayıda hiyeroglif yazıt bulunmuştur. Bu yazılar, Hitit İmparatorluğu'nun son döneminde, özellikle II. Şuppiluliuma döneminde önem kazanmıştır. Bu hiyeroglifler, kralın askeri başarılarını ve tanrıların yardımıyla gerçekleştirdiği fetihleri detaylandırır.
Tarih ve Kültür
- Kuruluş: Hattuşa, ilk olarak M.Ö. 2500 yılında Hattiler tarafından kurulmuştur ve kültürleri, Hitit kültürünün temelini oluşturmuş olabilir.
- Yerleşim: M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda Hattiler ve Asur Ticaret Kolonileri bölgeye yerleşmiştir. Bu dönemde Huttuş adıyla anılan şehir, Asur'un ticaret kolonilerinin kurduğu karulardan biriydi.
- Yeniden İnşa: M.Ö. 1720 civarında Kussara kralı Anitta tarafından yağmalanan şehir, bir nesil sonra başka bir Kussara kralı tarafından başkent olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu dönemde şehir, Hattuşa adını almış ve Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olmuştur.
Nüfus ve Savunma
Hattuşa'nın nüfusu zirvede iken tahminen 40.000 - 50.000 kişiye ulaşmıştır. Şehir, uzunluğu 6 kilometreyi aşan devasa savunma duvarları, gözetleme kuleleri ve gizli tünelleriyle 1,8 km²'lik bir alanı kaplamaktadır. Şehre girildiğinde ilk görülen şey, şehrin surlarının 65 metre uzunluğundaki bölümünün yeniden inşasıdır. Orijinal duvar, 20 - 25 metre aralıklarla inşa edilmiş savunma kuleleri ile kerpiçten yapılmıştır.
Turistik Gezi
Antik kentin tüm turu, 3 - 4 kilometrelik ana gezi dairesel rotasını yürüyerek veya arabayla tamamlanabilir. Alan, Kızlarkayası deresi tarafından kuzeyde aşağı şehir ve güneyde yukarı şehir olarak ikiye ayrılmaktadır ve yol boyunca çok sayıda mola verilmektedir. Hattuşa'yı tam anlamıyla deneyimlemek için gezginlerin şehri yürüyerek gezmeleri tavsiye edilmektedir.
Çöküş ve Sonrası
Hattuşa, Geç Tunç Çağı krallıklarının çöküşünün bir parçası olarak M.Ö. 1200 civarında Hitit devletiyle birlikte yok edilmiştir. Kazılar, Hattuşa'nın M.Ö. 12. yüzyılın başlarında birçok sakinin şehri terk etmesinden sonra işgal edildiğini ve yakıldığını ortaya koymuştur. Bölge, daha sonra M.Ö. 800 yılına kadar terk edilmiş, ardından mütevazı bir Frig yerleşimi ortaya çıkmıştır.
UNESCO Dünya Mirası Listesi
Hattuşa, 1986 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Bu sayede, Hattuşa'nın korunması ve tanıtılması konusunda önemli adımlar atılmıştır. Şehir, bugün hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir cazibe merkezi olarak varlığını sürdürmektedir.
Hattuşa, zengin tarihi, kültürel ve arkeolojik mirasıyla Anadolu'nun en önemli antik kentlerinden biridir. Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olarak büyük bir öneme sahip olan Hattuşa, tarih boyunca birçok medeniyetin izlerini taşımaktadır. Bu nedenle, Hattuşa'nın korunması ve gelecek nesillere aktarılması büyük bir önem arz etmektedir.

Hattuşa'daki Luvi hiyeroglifleri, Hitit İmparatorluğu'nun son döneminde önemli bir rol oynayan ve yeraltı dünyasına sembolik bir giriş olarak tasvir edilen bir odayı süslüyordu. Bu oda, Hattuşa'nın ünlü Büyük Krallarının sonuncusu olan II. Şuppiluliuma (MÖ 1207-1178) tarafından yaptırılmıştır. Luvi hiyeroglifleri, II. Şuppiluliuma'nın hükümdarlığı sırasında gerçekleştirdiği istilaları ve başarılarını ayrıntılı bir şekilde anlatır. Hiyerogliflerde, kralın tanrıların yardımıyla Tarhuntassa da dahil olmak üzere birçok ülkeyi fethettiğinden bahsedilir.
- Şuppiluliuma ve Hükümdarlığı
- Şuppiluliuma, Hitit İmparatorluğu'nun son büyük kralıdır ve hükümdarlığı dönemi, Hititlerin güçlerini yeniden toparlama ve genişleme çabalarıyla karakterize edilir. Bu dönemde, Hititler, kaybettikleri toprakları geri almak ve imparatorluğu yeniden güçlendirmek için çeşitli askeri seferler düzenlemişlerdir. II. Şuppiluliuma, bu seferlerde önemli başarılar elde etmiş ve birçok bölgeyi yeniden Hitit kontrolüne almıştır.
Yeraltı Dünyasına Sembolik Giriş
Hattuşa'da, yeraltı dünyasına sembolik bir giriş olarak tasvir edilen oda, dini ve ritüel anlamlar taşır. Bu oda, belki de ölüler diyarına geçişi simgeleyen semboller ve hiyerogliflerle süslenmiştir. Hititler için yeraltı dünyası, tanrılar ve atalarının ruhlarıyla iletişime geçtikleri kutsal bir mekandır. Bu nedenle, böyle bir oda, kraliyet ailesinin ölümsüzlüğü ve tanrılarla bağlantısını sembolize eder.
Luvi Hiyerogliflerinin Anlattıkları
Luvi hiyeroglifleri, II. Şuppiluliuma'nın askeri seferleri ve başarıları hakkında detaylı bilgiler sunar. Bu yazılarda, kralın tanrıların yardımıyla Tarhuntassa ve diğer birçok ülkeyi işgal ettiği vurgulanır. Tarhuntassa, Hitit İmparatorluğu'nun önemli bir bölgesidir ve buranın yeniden fethedilmesi, kralın gücünü ve tanrılarla olan bağını kanıtlar. Hiyerogliflerde, kralın savaş sahneleri, düşmanları yenilgiye uğratması ve tanrılara sunulan kurbanlar gibi çeşitli tasvirler yer alır.
Kültürel ve Dini Önemi
Bu hiyeroglifler, sadece tarihi olayları kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda Hititlerin dini inanışlarını ve tanrılarla olan ilişkilerini de yansıtır. Hititler, tanrıların yardımı ve rehberliği olmadan başarı elde edemeyeceklerine inanırlardı. Bu nedenle, kralın başarıları ve fetihleri, tanrıların desteğiyle gerçekleşmiş olarak tasvir edilir. Bu yazılar, kralın ilahi meşruiyetini ve gücünü pekiştirir.
Arkeolojik ve Tarihi Değer
Hattuşa'daki bu hiyeroglifler, Hitit İmparatorluğu'nun son dönemine ışık tutan önemli arkeolojik buluntulardır. II. Şuppiluliuma'nın hükümdarlığı ve onun askeri başarıları hakkında değerli bilgiler sunarlar. Bu yazılar, Hititlerin siyasi, askeri ve dini yapısını anlamada büyük bir öneme sahiptir.
Sonuç olarak, Hattuşa'daki Luvi hiyeroglifleri, II. Şuppiluliuma'nın hükümdarlığını, onun askeri başarılarını ve Hititlerin dini inanışlarını yansıtan önemli tarihi belgelerdir. Bu yazılar, Hitit İmparatorluğu'nun son büyük kralının dönemine dair değerli bilgiler sunar ve Anadolu'nun zengin kültürel mirasının bir parçasını oluşturur.

Hattuşa'daki Kral Kapısı, Geç Tunç Çağı'nda Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olan Hattuşa'nın şehir surlarının bir parçasıydı. Bu kapı, şehrin savunmasında ve tören girişlerinde önemli bir rol oynuyordu. Kral Kapısı'nın en dikkat çekici özelliği, yüksek kabartmalı ve 2,25 metre yüksekliğinde Savaş Tanrısı'nın bir heykeliyle süslenmiş olmasıdır. Bu heykel, Hititlerin askeri güçlerini ve savaş tanrılarına olan bağlılıklarını simgeler.
Kral Kapısı'nın Özellikleri
- Mimarisi ve Konumu:
- Kral Kapısı, Hattuşa'nın doğu surlarının bir parçasıdır ve şehre giriş noktalarından biridir.
- Kapı, çift kanatlı olup, güçlü sur duvarlarıyla çevrilidir ve savunma amaçlı kulelerle desteklenmiştir.
- Savaş Tanrısı Rölyefi:
- Kapının en belirgin özelliği, yüksek kabartmalı ve 2,25 metre yüksekliğinde Savaş Tanrısı'nın heykelidir.
- Bu heykel, savaş tanrısını kalkan ve mızrak gibi savaş aletleriyle tasvir eder.
- Heykelin detayları, Hitit sanatının ve heykeltraşlığının gelişmişliğini yansıtır.
- Sembolik ve Dini Anlamı:
- Savaş Tanrısı rölyefi, Hititlerin tanrılara olan bağlılığını ve savaş tanrısının koruyucu gücünü simgeler.
- Bu tür heykeller, şehir kapılarında, tanrıların şehri koruduğunu ve düşmanlardan savunduğunu vurgulamak için kullanılırdı.
Tarihi ve Kültürel Önemi
Kral Kapısı ve üzerindeki Savaş Tanrısı rölyefi, Hitit İmparatorluğu'nun askeri ve dini yapısının önemli bir göstergesidir. Hititler, tanrıların desteği olmadan askeri başarıların elde edilemeyeceğine inanırlardı. Bu nedenle, şehir kapılarında ve önemli giriş noktalarında tanrı heykelleri bulundurmak, hem savunma hem de dini ritüeller açısından büyük bir öneme sahipti.
Arkeolojik Kazılar ve Rölyefin Korunması
Kral Kapısı'ndaki Savaş Tanrısı rölyefi, arkeolojik kazılar sırasında bulunmuş ve korunması için Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne taşınmıştır. Orijinal rölyef, bugün bu müzede sergilenmekte ve ziyaretçilere Hitit İmparatorluğu'nun zengin kültürel mirasını sunmaktadır.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi
- Müze Hakkında: Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara'da bulunan ve Türkiye'nin en önemli arkeolojik müzelerinden biridir. Müze, Anadolu'nun tarih öncesi dönemlerinden Osmanlı İmparatorluğu'na kadar geniş bir yelpazede eserler sergilemektedir.
- Savaş Tanrısı Rölyefi: Kral Kapısı'ndaki Savaş Tanrısı rölyefi, müzenin Hitit bölümünde sergilenmektedir ve Hitit sanatının en önemli örneklerinden biri olarak ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Hattuşa'daki Kral Kapısı ve Savaş Tanrısı rölyefi, Hitit İmparatorluğu'nun askeri gücünü, dini inanışlarını ve sanatsal yeteneklerini yansıtan önemli bir tarihi eserdir. Bu rölyef, Hititlerin tarihine dair önemli bilgiler sunmakta ve Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gözler önüne sermektedir.

Hattuşa Şehir Surunun Rekonstrüksiyonu: Orijinal Hitit Temelleri Üzerinde Yükselen Savunma Kuleleri
Hattuşa şehir surunun 65 metre uzunluğundaki kerpiçten yapılmış bölümü, 20-25 metre aralıklarla inşa edilmiş savunma kuleleriyle modern bir rekonstrüksiyon olarak dikkat çekmektedir. Yeniden inşa edilen bu kısım, orijinal Hitit temellerinin üzerinde yükselmektedir. Hattuşa, Geç Tunç Çağı'nda (MÖ 1650) Hitit İmparatorluğu'nun başkentiydi.

Büyük Tapınak Alanı: Hitit İmparatorluğu'nun Aşağı Hattuşa'daki Kutsal Merkezi
Geç Tunç Çağı'nda Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olan Aşağı Hattuşa'da bulunan Büyük Tapınak, M.Ö. 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Bu tapınak, Hititlerin yüce tanrıları olan gökyüzü ve fırtına tanrısı Teşub ile Güneş tanrıçası Arinna'ya adanmış kutsal bir merkezdir.

Hattuşa'daki Sfenks Kapısı: Hitit İmparatorluğu'nun Güçlü Savunma Sembolü
Geç Tunç Çağı'nda Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olan Hattuşa'daki Sfenks Kapısı, şehrin surlarının bir parçasıydı. Kapının dört kapı pervazında da Sfenks tasvirleri bulunmaktaydı. Bu tasvirler, Hitit sanatının ve mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Günümüzde, yalnızca bir orijinal Sfenks hala yerinde durmakta, diğer ikisi ise yerel müzede korunmaktadır. Sfenks Kapısı, hem savunma hem de dini ritüeller açısından büyük öneme sahipti ve Hititlerin güçlü ve koruyucu tanrılarla olan bağını sembolize ediyordu.

Yukarı Hattuşa'daki Tapınaklar Bölgesi: Hitit İmparatorluğu'nun Kutsal Kompleksi
Geç Tunç Çağı'nda Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olan Yukarı Hattuşa'daki Tapınaklar Bölgesi, Hititlerin dini ve ritüel yaşamının merkezlerinden biriydi. Bu bölgede, yirmi dört farklı kutsal yapı tespit edilmiştir ve bu tapınakların boyutları büyük farklılıklar göstermektedir. Tapınaklar, Hitit panteonundaki çeşitli tanrılara adanmış olup, dini törenler ve ritüeller için önemli merkezlerdi. Yukarı Hattuşa'daki Tapınaklar Bölgesi, Hitit mimarisinin ve dini inanışlarının zenginliğini gözler önüne sermektedir.

Yerkapı Piramidi, bir tepenin üzerinde yer alır ve yaklaşık 30 metre yüksekliğinde bir platforma sahiptir. Bu platformun üzerinde ise surlar ve savunma kuleleri bulunur. Yapının ana amacı, şehri dış tehditlere karşı korumaktı. Yeraltı tünelleri ve geçitleri, yapının içinde karmaşık bir savunma ağı oluşturur. Bu tüneller, hem askerlerin hızlı hareket etmesine olanak tanır hem de düşmanın surları aşmasını zorlaştırır.

Yeraltı Geçidi
Yerkapı'daki en dikkat çekici unsurlardan biri de yeraltı geçididir. Bu geçit, tepenin altından geçerek bir kapıya çıkar. Geçit, taş bloklarla inşa edilmiş olup, Hititlerin ileri düzey mühendislik bilgilerini yansıtır. Bu geçit, olası bir kuşatma durumunda savunma hattının korunmasına yardımcı olur.

Aslanlı Kapı, MÖ 14. yüzyıla tarihlenmektedir ve Hitit İmparatorluğu'nun zirvede olduğu dönemde inşa edilmiştir. Bu kapı, Hattuşa'nın savunma sisteminin önemli bir parçasıydı ve şehre giriş çıkışları kontrol etmek amacıyla kullanılıyordu. Kapının bulunduğu yer, stratejik olarak şehrin savunması için önemli bir noktada yer alır.

Hitit Dilinde Yazılmış İlk Belge: Anitta Metni
Bu kil tabletin üzerindeki metin, Hitit dilinde yazılmış ilk belge olarak kabul edilir. Tablet, Hitit İmparatorluk Dönemi'nde yazılmış orijinalinin bir kopyasıdır. Metin, Kussara şehrinin kralı olan Pithana'nın oğlu Anitta tarafından yazılmıştır. Kussara'nın yeri günümüzde bilinmemektedir. Tablet, MÖ 13. yüzyılda yazılmıştır ancak orijinali MÖ 16. yüzyıla aittir. Bu önemli belge, günümüz Türkiye'sindeki Hattuşa'da (Boğazköy) bulunmuştur ve şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Anitta metni, Hititlerin erken dönem tarihine ve diline dair önemli bilgiler sunar.

Hitit Kralı Mursili II'nin Anlatımı: Babası Suppiluliuma I'in Zaferleri ve Mısır ile İlişkiler
Hitit kralı Mursili II, babası Suppiluliuma I'in yaptığı savaşları ve kazandığı zaferleri ayrıntılı bir şekilde anlatırken, önemli bir diplomatik olaya da değinir. Suppiluliuma I'in ölümünden sonra, Mısır Kralı Nibhururia (Tutankhamun) döneminde, kraliçe Dahamunzu (Akhsenamun), babasından kendisine bir asker göndermesini istemiştir. Kraliçe, bu askeriyle evlenerek Mısır'ın kralı olmasını arzulamıştır. Bu olay, Hitit ve Mısır arasındaki karmaşık diplomatik ilişkileri ve evlilik ittifaklarını yansıtır.
Bu bilgi, günümüz Türkiye'sindeki Hattuşa'da (Boğazköy) bulunan ve MÖ 14. yüzyılın ikinci yarısına ait olan bir tablette kaydedilmiştir. Bu önemli tarihi belge, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir ve Hititlerin diplomasi ve uluslararası ilişkilerdeki rolünü göstermesi açısından büyük öneme sahiptir.

Hitit Törenlerini Anlatan Kil Tablet: Karahna Şenlikleri ve Tanrı Zababa
Bu kil tablet, Hitit Kralları tarafından çeşitli yerlerde kutlanan ve çeşitli tanrıların onuruna yapılan törenleri detaylandırmaktadır. Tablet, özellikle Karahna şenliklerini anlatır; bu şenlikler her biri 3 gün süren 7 törenden oluşur. Örneğin, 4. festival, Hura Dağı'nda tanrı Zababa'yı anmak için düzenlenir.
Tablet, MÖ 13. yüzyılda, günümüz Türkiye'sindeki Hattuşa'dan (Boğazköy) gelmektedir ve şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Bu belge, Hititlerin dini uygulamalarına ve tanrılarına olan bağlılıklarına dair önemli bilgiler sunar. Törenlerin detayları, Hitit toplumunun dini ritüellerinin ve kutlamalarının ne kadar karmaşık ve özenli olduğunu göstermektedir.

Gılgamış Destanı'nı Anlatan Kil Tablet (VAT 12890)
Bu kil tabletin (VAT 12890) üzerindeki çivi yazılı yazıt, Gılgamış Destanı'nın bir bölümünü anlatmaktadır. Destan, M.Ö. 2150 - 1400 yılları arasında yazılmış olup, bu tablet MÖ 13. yüzyıla tarihlenmektedir. Tabletin ön yüzü, Gılgamış'ın Sedir Ormanı'na yolculuğundaki ikinci rüyasını anlatır. Bu pasajın metninin bir kısmı, Gılgamış Destanı'nın standart versiyonunun IV. Tablet 55'teki "İştar ve Cennetin Boğası" bölümüne eklenmiştir.
Bu önemli tarihi belge, günümüz Türkiye'sindeki Hattuşa'dan gelmektedir ve Almanya'nın Berlin kentindeki Neues Müzesi'nde "Külkedisi, Sindbad ve Sinuhe: Arap-Alman Hikaye Anlatma Gelenekleri" Sergisi'nde sergilenmektedir. Tablet, Gılgamış Destanı'nın farklı versiyonlarının ve Hititlerin edebi kültürlerinin bir parçasını oluşturarak, antik Mezopotamya ve Anadolu arasındaki kültürel etkileşimleri gözler önüne sermektedir.

Kadeş Antlaşması: Hitit ve Mısır Arasındaki Ebedi Barış
Bu kil tablet, "Kadeş Antlaşması" olarak bilinen (aynı zamanda Gümüş Antlaşma veya Ebedi Antlaşma olarak da adlandırılan) Mısır-Hitit barış antlaşmasının Hitit versiyonudur. Antlaşma, Mısır firavunu II. Ramesses (MÖ 1279-1213) ile Hitit kralı III. Hattuşili (MÖ 1237'de öldü, ayrıca Hattušili III veya Hattushili III olarak da yazılır) arasında MÖ 13. yüzyılın ortalarında yapılmıştır.
Antlaşmanın Önemi ve İçeriği
Kadeş Antlaşması, tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşmalarından biridir ve Mısır ile Hititler arasındaki uzun süreli çatışmayı sona erdirmiştir. Antlaşma, her iki tarafın da barışı koruyacaklarına ve birbirlerine saldırmayacaklarına dair verdiği sözleri içerir. Ayrıca, savaş esirlerinin iadesi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi gibi konuları da kapsar.
Hitit Başkenti Hattuşa'da Bulunan Tabletler
Antlaşmanın Hitit versiyonuna ait üç tablet, Hitit başkenti Hattuşa'daki Kraliyet Sarayı'nda bulunan geniş bir arşiv arasında keşfedilmiştir. Bu tabletlerden ikisi İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Üçüncü tablet ise Almanya'nın Berlin kentindeki Neues Museum'da sergilenmektedir.
Berlin'deki Neues Museum'da Sergilenen Tablet
Bu kil tablet üzerindeki çivi yazılı yazıt, II. Ramesses ve III. Hattuşili arasındaki anlaşmayı detaylandırır. Antlaşmanın metni, iki büyük gücün barış içinde bir arada yaşama çabalarını ve diplomatik ilişkilerin gelişimini yansıtır.
Sonuç
Kadeş Antlaşması, Hitit ve Mısır medeniyetleri arasındaki barış ve işbirliğinin sembolü olarak tarihte önemli bir yere sahiptir. Bu antlaşma, antik dünyanın diplomatik ilişkilerini ve barış çabalarını anlamak için kritik bir belgedir. Günümüz Türkiye'sindeki Hattuşa'dan çıkan bu tabletler, geçmişin diplomatik başarılarını günümüze taşımakta ve ziyaretçilere antik medeniyetlerin karmaşık ilişkilerini gözler önüne sermektedir.

Hattuşa'ya Seyahat Rehberi: Ziyaret, Konaklama ve İpuçları
Hattuşa, Hitit İmparatorluğu'nun başkenti olarak önemli bir arkeolojik ve tarihi merkezdir. Günümüzde Çorum ilinin Boğazkale ilçesi sınırları içinde yer alan bu antik şehir, tarih meraklıları ve kültürel gezginler için vazgeçilmez bir destinasyondur. İşte Hattuşa'ya seyahat etmek isteyen turistler için ziyaret, konaklama ve diğer ipuçları:
Hattuşa'ya Nasıl Gidilir?
Ulaşım
- Karayolu: Hattuşa, Ankara'ya yaklaşık 150 km uzaklıktadır. Ankara'dan özel araçla veya otobüslerle Çorum üzerinden Boğazkale'ye ulaşabilirsiniz. Çorum’dan Boğazkale’ye düzenli minibüs seferleri bulunmaktadır.
- Havayolu: En yakın havaalanı Ankara Esenboğa Havalimanı’dır. Havalimanından araç kiralayarak veya otobüslerle Çorum üzerinden Hattuşa'ya ulaşabilirsiniz.
Ziyaret Bilgileri
Hattuşa Antik Kenti
- Ziyaret Saatleri: Yaz ve kış sezonlarında farklılık göstermekle birlikte genellikle sabah 8:00'den akşam 17:00'ye kadar açıktır. Giriş saatlerini önceden kontrol etmekte fayda vardır.
- Giriş Ücreti: Belirli bir giriş ücreti bulunmaktadır, Müzekart sahiplerine indirim veya ücretsiz giriş imkanları sunulabilir.
- Rehberlik Hizmeti: Hattuşa'da profesyonel rehberlerden hizmet alabilirsiniz. Bu rehberler, antik kentin tarihini ve önemini detaylı bir şekilde anlatacaktır.
Gezilecek Yerler
- Büyük Tapınak: Hititlerin yüce tanrıları olan gökyüzü ve fırtına tanrısı Teşub ile Güneş tanrıçası Arinna'ya adanmıştır.
- Kral Kapısı: Yüksek kabartmalı Savaş Tanrısı heykeli ile ünlüdür.
- Sfenks Kapısı: Sfenks tasvirleriyle dikkat çeker.
- Yazılıkaya: Hititlerin kutsal açık hava tapınağıdır ve Yeraltı Dünyasının On İki Tanrısını tasvir eden kabartmalarıyla bilinir.
Konaklama
Boğazkale
- Otel ve Pansiyonlar: Boğazkale'de çeşitli otel ve pansiyon seçenekleri bulunmaktadır. Konforlu ve uygun fiyatlı konaklama imkanı sunan bu tesislerde, Hattuşa'ya yakın olmanın avantajını yaşayabilirsiniz.
- Hotel Aşıkoğlu: Hattuşa'ya en yakın otellerden biridir, rahat ve temiz odalarıyla bilinir.
- Hittite Houses: Geleneksel Hitit mimarisine uygun dekore edilmiş konforlu bir otel.
- Kamp Alanları: Doğa ile iç içe olmak isteyenler için Boğazkale çevresinde kamp alanları da mevcuttur.
Çorum
- Lüks Oteller: Daha geniş otel seçenekleri ve şehir imkanları arayanlar için Çorum'da konaklama tercih edilebilir. Burada 4-5 yıldızlı oteller bulunmaktadır.
- Anitta Hotel: Şehrin merkezinde yer alan ve birçok modern imkan sunan bir otel.
- Fimar Life Thermal Resort Hotel: Termal su ve spa hizmetleriyle konforlu bir konaklama sağlar.
Yeme İçme
- Yerel Restoranlar: Boğazkale'de ve Çorum'da yerel lezzetleri tadabileceğiniz restoranlar bulunmaktadır. Özellikle Çorum leblebisi ve yöresel kebaplar denemeye değerdir.
- Hitit Restaurant: Geleneksel Türk mutfağından lezzetler sunar.
- Çorum Ev Yemekleri: Yerel halkın hazırladığı ev yemekleriyle ünlüdür.
Seyahat İpuçları
- Sezon: Hattuşa'yı ziyaret etmek için en uygun zaman ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Yazın çok sıcak, kışın ise soğuk olabilir.
- Kıyafet: Rahat yürüyüş ayakkabıları ve hava durumuna uygun kıyafetler giymeniz tavsiye edilir. Şapka ve güneş gözlüğü de yaz aylarında önemlidir.
- Rehber Kitap: Hattuşa ve Hititler hakkında önceden bilgi edinmek için rehber kitap veya broşürler bulundurmak faydalı olabilir.
- Fotoğraf: Fotoğraf makinenizi veya cep telefonunuzu yanınıza almayı unutmayın. Hattuşa'nın tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflamaya değerdir.
Hattuşa, tarih meraklıları için büyüleyici bir destinasyon olup, antik dünyanın önemli bir merkezini keşfetme fırsatı sunmaktadır. Bu rehberle, seyahatinizi planlamak ve Hattuşa'nın zengin tarihini keşfetmek için gerekli bilgilere sahip olacaksınız.
